You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - A // Akut Üretral Sendrom

Akut Üretral Sendrom

Akut başlangıçlı dizüri, sık idrara çıkma gibi üriner sistem enfeksi¬yonu belirtileri olan, ancak rutin idrar kültürlerinde üreme saptanma¬yan ya da az sayıda bakteri bulunan olgular için akut üretral sendrom tanımı kullanılır. Akut üretral sendromun enfektif nedenlerinin başın¬da az sayıda bakteri ile oluşan üriner sistem enfeksiyonları gelmekte¬dir. Bazı mikrobiyoloji laboratuvarlarında kullanılan rutin teknikler bu kadar az sayıdaki mikroorganizmayı saptamada yetersiz kalabileceğin¬den, klinik olarak akut üretral sendrom kuşkusunda klinisyenin labo-ratuvarı tekniklerin değiştirilmesi konusunda bilgilendirmesi gereklidir. Bu hastalardan aynı zamanda Neisseria gonorrhoeae ve Chlamydia trachomatis açısından üretral ve servikal kültürler alınmalıdır. Bu sendroma N. gonorrhoaeae, C. trachomatis, Ureaplasma urealyti-cum, Herpes simpleks virüsü gibi mikroorganizmalar ve vaginitler neden olabilir. Ayrıca akut üretral sendromun enfeksiyon dışı neden¬leri tam olarak bilinmese de travma, psikolojik nedenler, allerji ve kim¬yasal bazı faktörler sorumlu tutulmaktadır.

Tedavi

Prensip olarak tüm semptomatik üriner sistem enfeksiyonlarının antimikrobiyal ilaçlar ile tedavi edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Antibiyotik seçimi için teorik olarak ideal olan, tüm enfeksiyonların tedavisinde olduğu gibi, etken mikroorganizmanın ve duyarlılık test sonuçlarının dikkate alınmasıdır. Ancak, pratikte bu sonuçlara has¬ta morbidite ve mortalitesi için önemli olabilecek bir sürenin sonun¬da ulaşmak mümkün olmaktadır. Bu nedenle de üriner sistem enfek-siyonlarının çoğunda antimikrobiyal seçimi ampirik, yani olası etken ve antibiyotik duyarlılık durumları göz önüne alınarak yapılmaktadır. Ampirik tedavide ideal olan etkenin eradikasyonu için gereken uzunlukta, en az toksik ve ucuz ilacın seçilmesidir. Seçilecek ilacın belirlenmesinde antibiyotiğin asit ve alkali idrarda etkili olması, me-tabolize edilmeden idrarda yüksek konsatrasyonlara ulaşabilmesi gi¬bi farmakokinetik ve farmakodinamik özellikleri, hastaya uygulanan diğer tedavilerle etkileşim, toksisite ve altta yatan hastalıklara etkisi gibi faktörler de dikkate alınmalıdır. Ampirik tedavinin uygulamaya başlanmasından sonra tedavi 48-72 saat sonra tekrar değerlendiril¬melidir. Bu süre içinde yapılacak klinik izlemin yanı sıra, elde edile¬cek mikrobiyolojik veriler doğrultusunda, etkenin duyarlı olduğu belirlenen daha dar spektrumlu, aynı zamanda daha az toksik ve daha ucuz bir ilaç seçmek olasıdır. Antimikrobiyal tedaviye ek olarak, üriner sistem enfeksiyonlarında bazı özgül olmayan ek tedaviler de uygulanabilir. Bol su içilmesi, bak-terinin mesanede dilüe edilip idrarda bakteri sayısını düşürmek ve ge¬çici bir rahatlama sağlamak amacı ile önerilmektedir. Ancak sıvı veril-mesinin, vezikoüreteral reflüyü artırmak, idrar asiditesini azaltmak ve idrarda antibakteriyel maddelerin dilüe olmasına neden olmak gibi olumsuz etkileri de olabilir. Akut nonkomplike sistit: Akut sistitte klasik tedavi yaklaşımı oral yolla verilecek bir antibiyotik ile 7-10 günlük tedavi uygulanmasıdır. Ancak akut sistitli kadınlarda üç günlük kısa süreli sağaltım ile aynı te-davi başarısının elde edildiği ve hem daha az yan etki ve hem de da¬ha düşük maliyetli olduğu gösterilmiştir. Akut nonkomplike piyelonefrit: Akut piyelonefritli grubun küçük bir bölümü hafif seyididir ve yakın izlemlerle ayaktan oral yolla ve-rilecek tedavi yeterli olabilir. Akut piyelonefritli olguların çoğunlu¬ğunda ise hastalar genel durum bozukluğu ve oral tedavi kullanıla-maması nedeni ile hospitalize edilir ve parenteral antimikrobiyal te¬davi uygulanır. Parenteral tedaviye semptomlar düzelene, ateş kay-bolana ve hasta ağızdan almaya başlayana kadar devam edilmelidir. Kadınlarda akut piyelonefrit tedavisi için genellikle 14 gün yeterli ol-maktadır. Komplike üriner sistem enfeksiyonu: Bu grup için komplike eden faktörlerin eşliğinde daha uzun süreli, daha yoğun tedavi ve yakın iz-lem gereklidir. Bu tip olguların tedavi yaklaşımında üroloji konsültas-yonları da yer almalıdır. Ampirik tedavi seçiminde idrar örneğinin Gram ile boyalı preparatlarının incelenmesi ve varsa yakın dönemde elde edilmiş idrar kültür sonuçları önemli yer tutmaktadır. Genel duru¬mu iyi, hafif ve orta seyirli olgularda ayaktan ve oral antibiyotik teda-visi uygulanabilir. Ağır seyirli, ürosepsis riski olan hastalar ise hospita-lize edilerek parenteral antimikrobiyal tedavi başlanmalıdır. Hastane kökenli bir enfeksiyon söz konusu ise ampirik antimikrobiyal seçimi amacıyla her hastane ve klinikte bulunan predominant mikroorganiz-maların belirleneceği sürveyans sonuçlan, bu mikroorganizmaların duyarlılık paternleri, bir ya da daha fazla mikroorganizmanın etken ol¬duğu bir salgın olup olmadığı gibi veriler düzenli olarak toplanmalı ve değerlendirilmelidir Komplike eden faktörler eşliğinde tedavi alan has¬talarda kültürler negatifleşse bile tedavi sonrası enfeksiyonun tekrarla¬ma riski yüksektir. Bu nedenle komplike üriner sistem enfeksiyonları¬nın kesin tedavisi için komplike eden faktörün de saptanması ve orta¬dan kaldırılması gereklidir.

Asemptomatik bakteriüri: Çocuklardaki asemptomatik bakteriüri-lerin tedavi edilmesi önerilmektedir. Gebelikteki bakteriüri akut piye-lonefrit gelişimi açısından risklidir ve gebeliği tehlikeye sokabilir. Bu nedenle gebelerdeki asemtomatik bakteriüriler de tedavi edilmelidir. Gebe olmayan erişkinlerdeki asemptomatik bakteriüri sağaltımının gerekliliği hakkında çok fazla veri bulunmamaktadır, ancak nötropeni ve renal transplantasyon gibi yüksek riskli gruplar bunların dışında yer almaktadır. Yaşlılardaki asemptomatik bakteriürinin sağaltımı da ge¬rekli değildir. Kadınlarda yineleyen üriner sistem enfeksiyonları: Rölapslar iki hafta süre ile tedavi edilmelidir. Tedavi sonrası yeniden rölaps geli¬şirse altta yatan anatomik ve fonksiyonel bozukluklara özgü araştır¬malar yapılmalı ve rölapsları açıklayıcı bir neden bulunamadığı du¬rumlarda altı haftalık bir tedavi uygulanmalıdır. Yılda üç kez veya da¬ha fazla sayıda yineleyen üriner sistem enfeksiyonu atakları geçiren hastalara ise profilaksi uygulanmalıdır. Profilakside cinsel ilişki son¬rası miksiyon yapılması veya doğum kontrol yönteminin değiştiril-mesi gibi basit tedbirler alınabilir. Profilaktik amaçlı olarak üç anti-mikrobiyal strateji de uygulanabilir. Tedavi stratejisinin seçimi yine¬leyen enfeksiyon gelişimine neden olan faktörler, yılda gelişen en¬feksiyon sayısı ve kişinin seçimi göz önüne alınarak yapılmalıdır. Profilaksinin ne kadar devam edeceğine dair kesin veriler olmama¬sına karşın genellikle önerilen süre altı aydır.

1. Sürekli düşük doz profilaksi: Sürekli profilaksi, yılda üç veya daha fazla enfeksiyon geçiren kadınlarda tercih edilmelidir.
2. Hastanın kendi kendine uyguladığı tedavi: Olgunun kendi ba¬şına tek doz veya üç günlük tedavi uygulaması yılda iki veya üç kez enfeksiyon geçirenler için önerilmelidir.
3. Cinsel ilişki sonrası tek doz profilaksi: Cinsel ilişki ile ilişkili en-feksiyon geçiren kadınlarda ise ilişki sonrası profilaksi uygu¬lanmalıdır. Gebelerde üriner sistem enfeksiyonu: Gebelerde asemptomatik bakteriüri ve nonkomplike alt üriner sistem enfeksiyonu için yedi gün¬lük antimikrobiyal tedavi iyi bir izlemin yapılabildiği olgularda yeterli olmaktadır. Hastalar tedavi sonlandıktan sonra iki hafta süresince ve daha sonrasında ise aylık aralarla izlenmelidir. İzlemin amacı asemptomatik bakteriürinin hızlı bir şekilde tanımlanarak tedavi edilmesi ve bu şekilde akut piyelonefrit gelişiminin önlenmesidir.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .