You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - G // Genital Sistem Enfeksiyonları Vulvovajinitler

Genital Sistem Enfeksiyonları Vulvovajinitler

Vulvovajinitler sık görülen enfeksiyon hastalıkları arasında yer almaktadır. Yapılan çalışmalarda kadın hastalıkları polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık % 25’inin vulvovajinit yakınmaları olduğu ve tüm kadınların % 75’inin yaşamlarının bir döneminde bu enfeksiyonu geçirdikleri gösterilmiştir. Vajinitlerin önemli bir kısmı normal vajen florasında bulunan mikroorganizmaların çoğalmaları, az bir kısmı da cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyon etkenleri ile gelişmektedir. Tüm vajinitlerde, aralarında küçük farklılıklar olsa da benzer klinik belirti ve bulgular saptanır. Bu nedenle etkenin ayırıcı tanısında tek başına semptomlar yeterli olmamaktadır.

Erişkin kadınlarda vulvovajinitlerin üç önemli etkeni vardır. Bunlar¬dan birincisi albicans başta olmak üzere Candida türleri, diğeri Tric-homonas vaginalis ve üçüncüsü de başta Gardnerella vaginalis ol¬mak üzere, normal vajen florasında bulunan birçok bakterinin sinerjik etkileri sonucu gelişen bakteriyel vaginozistir. Staphylococcus aure-us, Herpes simpleks virüsü (HSV), insan papilloma virüsü (HPV), Mycobacterium tuberculosis, Salmonella serotipleri, Enterobacteri-aceae familyasına ait bakteriler, Actinomyces türleri ile Schistosoma, Enterobius vermicularis ve Entamoeba histolytica gibi parazitler de, genellikle altta yatan hastalığı olan veya immünsuprese kişilerde nadir görülen diğer vulvovajinit etkenleridir.

a. Candida türleri: Başta C. albicans olmak üzere birçok ma¬ya mantarı normal vajinal florada bulunmaktadır. Ancak şişmanlık, dar ve kapalı giysilerin kullanımı, ilaç bağımlılığı, antibiyotik kullanımı, Diabetes mellitus, oral kontraseptif kullanımı ve gebelik gibi predispo-zan faktörlerin varlığında bu mikroorganizmaların sayılan artarak flo¬ra içinde dengeleri değişir ve vajinitlere neden olabilirler. Maya man¬tarlarına bağlı vajinitlerin yaklaşık % 80-90’ından C. albicans sorum¬ludur. C. tropicalis ve Torulopsis glabrata ise olguların % 5-10’un-dan etken olarak soyutlanabilirler ve bu dirençli türlerle oluşan enfek¬siyonlar genellikle strandart tedavilere yanıt vermez. Maya mantarlarında östrojen için sitosolik bir reseptör bulunur. Bu nedenle yüksek östrojen düzeyleri mayaların çoğalması ve epitel hüc-relerine aderansı için uygun ortam oluşturur. Bu nedenle maya man-tarlarına bağlı vajinitlerde klinik belirtiler özellikle menstrüel dönemde artış göstermektedir. Enfeksiyon beyaz veya peynir kesiği şeklinde akıntı, genital bölgede kaşıntı ve bazen yanma duygusu ile karakterize-dir. Akıntı genellikle diğer vajinitlere göre daha az miktarlardadır. Dizü-ri ve ağrılı koitus da sıklıkla saptanmaktadır. Ancak ateş gibi sistemik belirtiler genellikle vajinitlerin hiçbirisinde görülmez. Fizik bakıda vagi-na ve bazen vulvada eritem ve ödem saptanır. Bazen eritematöz ala¬nın kenarlarında küçük satellit papül veya papülopüstüller de bulunabi¬lir. Vajinal kandidoz hastaya verdiği rahatsızlığın yanında, cinsel temas ile erkekte balanit ve üretrite, yenidoğanda Candida kolonizasyonuna ve özellikle prematüre bebeklerde kolonizasyonu izleyerek ciddi gene-ralize enfeksiyonlara neden olabilir. Tüm vajinitlerin tanısında klinik ve fizik muayene bulguları yararlı olabilir. Ancak bu bulgularla vajinitlerin etiyolojik tanısının konulması mümkün değildir. Candida vajinitlerinde akıntının az miktarlarda ve beyaz olması ipucu olabilir. Vajen pH’ı genellikle normaldir. Akıntıdan yapılan preparatlarda tomurcuklanan veya pseudohif oluşturmuş ma¬ya hücrelerinin görülmesi tanı için yeterlidir. Etkenin tür düzeyinde ta¬nısı ise kültür yapılarak konulabilir. Vulvovajinal kandidoz genellikle topikal antifungaller ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Bu amaçla çok sayıda imidazol veya triazol bileşiği vardır ve bunlar gebelik sırasında da güvenle kullanılabilirler (flukona¬zol, 150 mg, PO, tek doz; mikonazol, 1200 mg supp, tek doz; mi-konazol, 200 mg supp, üç gün; klotrimazol, 500 mg supp, tek doz; klotrimazol, 200 mg supp, üç gün; klotrimazol, 100 mg supp, yedi gün). Flukonazol, ketokonazol veya itrakonazol ile oral yolla sistemik tedavi de uygulanabilir (ketokonazol, 200 mg, PO, 2X1, 3-5 gün; it-rakonazol, 200 mg, PO, 2X1, üç gün. Ancak gerek potansiyel tok-sik etkileri, gerekse de hasta uyumu açısından sistemik tedavi tercih edilmemelidir.

b. Trichomonas vaginalis: Trichomoniazis’in etkeni hücre dı¬şında yaşayan, kistik formu olmayan ve sadece trofozoit şekli bulunan flagellalı bir protozoondur. Kist şeklinin olmaması nedeniyle insandan insana bulaşım doğrudandır ve cinsel ilişki primer bulaşma yoludur. Parazitin rezervuarının kadınlar, taşıyıcısı ise erkekler olarak kabul edilmektedir. Kadınlarda asemptomatik taşıyıcılıktan ağır seyirli vaji-nitlere kadar değişik tablolara yol açabilir. Erkeklerde ise nadiren üret-rit ve prostatite neden olabilirse de, enfeksiyon çoğu kez asemptoma¬tik seyreder. Hastalığın klinik bulgu ve belirtileri diğer vajinitlere benzer. Kötü kokulu, köpüklü ve yeşil renkli akıntı sık görülür. Vulvada kaşıntı, yan¬ma, dizüri bulunabilir. Fizik muayenede labial eritem ile birlikte vagi-na duvarlarının hemorajik ve ağaç çileği görünümünde olması önem¬li bir ipucu olabilir. Candida vajinitlerinden farklı olarak vajen pH’ı normale göre daha alkalidir (>4.7). Kesin tanı vajinal akıntıdan hazır¬lanan preparatlarda hareketli trofozoitlerin görülmesi ile konulur. Kuvvetle T. vaginalis düşünülen, ancak direkt mikroskopik inceleme ile sonuç alınamayan durumlarda kültür kullanılabilir. Hastalık nadiren vagina duvarlarında içi gaz dolu oluşumlarla karakterli vajinitis amfize-matosaya neden olabilir. Ancak bu tablo klasik T. vaginalis vajiniti te¬davisi ile kısa sürede geriler. Trichomonas vajinitlerinin tedavisinde ilk seçilecek ilaç metronida-zoldür (2 g, PO, tek doz veya 500 mg, PO, 2X1, yedi gün). Metroni-dazol gebeliğin ilk trimestrında ve laktasyon sırasında kontrendikedir. Gebelikte sadece 2. ve 3. trimestrda olmak şartıyla metronidazol (2 g, PO, tek doz) veya alternatif olarak klotrimazol (100 mg supp, 14 gün) kullanılır. T. uaginalis vajiniti olan kadınların cinsel eşlerinin üretrala-rında yaklaşık % 40 oranında bu paraziti saptamak mümkündür. Bu nedenle tedavi başarısı için mutlaka cinsel eşler de birlikte tedavi edil¬melidir.

c. Bakteriyel vajinozis: G. uaginalis ile birlikte normal vajen florasında bulunan Bacteroides, Prevotelîa, Mobilincus ve Peptost-reptococcus gibi anaeropların ve genital mikoplazmaların sinerjik et¬kileri ile oluşan kötü kokulu vajinal akıntı ile karakterli bir enfeksiyon¬dur. G. uaginalis de % 55 oranında normal sağlıklı kadınların vajinal florasında bulunabilir. Bakteriyel vajinozisin patogenezi henüz tam açıklanabilmiş değildir. Bugün için en önemli faktörün, çoklu cinsel eşe bağlı olarak, laktik asit ve H2O2 üreten laktobasillerin normal vajen florasından kaybolması, buna bağlı vajen pH’ında artış ve flora¬daki bakterilerin kontrolsüz çoğalmaları olduğu kabul edilmektedir. Hastalığın klinik belirti ve bulguları diğer etkenlerle oluşan vajinit-lere benzer. Perivajinal kaşıntı, dizüri ve vajinal akıntı tipik belirtilerdir. Akıntı diğer vajinitlerden farklı olarak oldukça kötü kokuludur ve geri-beyaz görünümdedir. Kesin etiyolojik tanı için klinik bulgular ve fizik muayene bulguları yeterli değildir. Vajen pH’ının normale göre alkali olması (>4.7) ipucu olabilir, ancak kesin tanı birkaç kritere göre ko¬nulabilir. Vajinal akıntıdan hazırlanan ve Gram ile boyanan preparat-larda epitel hücreleri üzerinde ve çevresinde gram negatif basillerin yoğun olarak birikiminin görülmesi (clue celi), vajinal pH’ın alkali ol-ması (>4.5) ön tanı için yeterlidir. Ancak clue celi testi ile diğer bak¬terilerin de epitel hücrelerine yapışabilmesi nedeniyle % 18.5 oranın¬da yalancı pozitif ve IgA’ya bağlı yapışmanın -engellenmesi nedeni ile de % 10 oranında yalancı negatif sonuçlar alınabilmektedir. Bu ne¬denle clue celi aranması amin oluşum testi (eşit miktarlarda % 10 KOH + vajinal akıntı = balık kokusu) ile birlikte yapılmalıdır. Vajinal sıvıda Bacteroides ve Preuotella türlerinin enzimatik aktiviteleri sonu¬cu oluşan sialidaz aktivitesindeki artış, vajinal akıntının pH’ının 4.5’den büyük olması ile birlikte spesifik problarla G. vaginalis’m yüksek miktarlarda saptanması bakteriyel vajinozis tanısını doğrula¬mada kullanılan diğer kriterlerdir. Bakteriyel vajinozis tedavisinde sistemik veya topikal yolla metro-nidazol (500 mg, PO, 2X1, yedi gün veya metronidazol vajinal gel, 2X1, beş gün) ya da alternatif olarak klindamisin uygulanabilir. Bakteriyel vajinozisi olan kadınların cinsel eşlerinin % 80’inin üretraların-da G. uaginalis’in saptanıyor olması, bu hastalığın cinsel ilişki ile bu¬laşabileceğini düşündürmüştür. Ancak, bakteriyel vajinozisin seksüel olarak aktif olmayan kızlarda da görülebilmesi ve cinsel temas olmak¬sızın tekrarlayabilmesi nedeniyle bu görüş fazla kabul görmemektedir. Bu nedenle bakteriyel vajinozis saptanan kadınların cinsel eşlerinin de tedavi edilmesine gerek yoktur.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .