You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - İ // İntraperitoneal Abseler

İntraperitoneal Abseler

Intraperitoneal abse terimi periton içi ya da karaciğer, dalak, pankreas gibi organlara ait viseral abseleri kapsamakatdır. Periton içi abseler, primer ve sekonder peritonitlerin komplikasyonu olarak geli¬şirler. Altta yatan en sık neden apandisittir. Bu nedenle intraperitone¬al abseler en fazla sağ alt kadranda lokalize olmaktadır. Operasyon sonrası anastomozlardaki bozulmalar da abse oluşumu için çok önem¬li bir risk faktörüdür ve bazı çalışmalarda tüm intraabdominal absele-rin % 80’inin nedeni olarak belirtilmektedir. Apandisit dışında, pank¬reas, safra kanalları, kolon ve mide postoperatif abselere neden olan diğer operasyon bölgeleridir. Bunların dışında nadir olarak enfeksiyon etkenleri, vücuttaki herhangi bir septik odaktan hematojen veya len-fojen yol ile de karın içi solid organlara ulaşabilmektedir. İntraperitoneal abselere neden olan mikroorganizmalar perforas-yon olan bölgenin florasına uygun bir dağılım gösterirler ve genellik¬le sekonder ya da tersier peritonitlerdeki etkenlere benzerdir. Bu ne¬denle sıklıkla anaerop bakteriler (B. fragilis, anaerop koklar, Clostri-dium, Fusobacterium) etkendir. Ancak olay polimikrobiyal olduğun¬dan E. coli, enterokoklar, Proteus, Klebsiella, Pseudomonas türleri ve stafilokoklar da soyutlanabilmektedir. Karaciğer abselerinden ise genellikle anaerop bakteriler sorumludur. Crohn hastalığı veya kolitis ülserosa gibi inflamatuar hastalıklar karaciğer abseleri için en önemli predispoze faktörlerdir. Karaciğerde barsaklardan gelen venöz kanın çoğunlukta olması nedeniyle bu bölgenin oksidasyon redüksiyon po¬tansiyeli genellikle diğer dokulara göre daha düşüktür. Bunun yanı sı¬ra Clostridium perfringens ve B. fragilis gibi bazı anaerop bakteri¬lerin yüksek safra içeren ortamlarda da üreyebilmeleri, karaciğer ab-selerinde bu mikroorganizmaların etken olma olasılıklarını artırmakta¬dır. Ayrıca B. fragilis’in polisakkarit yapısındaki kapsülünün varlığı, abse oluşturması için bakterinin en önemli virülans faktörü olarak ka¬bul edilmektedir. Perforasyon sonrası peritonun kontamine olmasının hemen ardın¬dan çok sayıda bakteri diyafragmatik lenf sistemi aracılığı ile temizle¬nir. Bu arada peritoneal makrofajlar ve mezotelial hücrelerden salgı¬lanan proinflamatuar mediatörler hiperemi, bol proteinli eksüda biri¬kimi ve çok sayıda fagositer hücrelerin bölgeye toplanması gibi olay¬lara neden olurlar. Aynı bölgede fibrin depolanması ile de inflamas-yon ve bakteriler lokalize edilmeye, sonuçta da bakteriyemi ve morta-lite riski azaltılmaya çalışılır. Ancak aynı temizleme mekanizması bak¬terilerin konak savunmalarından saklanmalarına da neden olmakta ve abse formasyonu gelişmektedir. Bunun yanı sıra abseler içinde var olan hipoksi, düşük pH ve hiperosmolarite konak savunmasını zayıf¬latarak mikroorganizmaların bu bölgede varlığını sürdürmesine yar¬dımcı olur. Olgun bir absenin merkezinde nekrotik debris, ölü hücre¬ler ve bakteriler bulunmaktadır. Bunun çevresinde nötrofil ve makro-fajlardan oluşan bir yapı ve en dışta da bir kollogen kapsül içinde düz kas hücreleri ve fibroblastalar yer almaktadır.
Periton içinde hematom veya yabancı cisimlerin bulunması, hasta¬da hipovoleminin varlığı, diyabet, siroz ya da maligniteler gibi altta ya¬tan hastalıklar, immünsupresif tedaviler ve yetersiz antibiyotik uygula¬maları gibi durumlar da peritondaki mikroorganizmaların temizlenme¬sinin engellenmesine neden olarak intraabdominal abselere yol açabi-len risk faktörleridir.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .