<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlık &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/psikoloji-ruh-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenitedavi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Mar 2011 20:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gece İşemesi</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/gece-isemesi/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/gece-isemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Dec 2010 18:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenansaglik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=6499</guid>
		<description><![CDATA[


 Soru:Benim kızım 18 yaşında ve hâlâ geceleri altını ıslatıyor, ne yapabilirim?
Cevap:Enuresis Noktüria denilen gece işemesi çocukluk döneminin hastalığıdır. Ancak nadiren ileri yaşlara kadar devam edebilir. Bu hastalık zamanla kendiliğinden düzelen bir rahatsızlık olmakla beraber gece altına kaçırmanın çocuğa ve aanne babaya sıkıntı vermesi, çocuğun  özgüvenini yok etmesi ve bunun dışında başka tutum ve duygulanım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p><strong>Soru:Benim kızım 18 yaşında ve hâlâ geceleri altını ıslatıyor, ne yapabilirim?</strong></p>
<p><strong>Cevap:</strong>Enuresis Noktüria denilen gece işemesi çocukluk döneminin hastalığıdır. Ancak nadiren ileri yaşlara kadar devam edebilir. Bu hastalık zamanla kendiliğinden düzelen bir rahatsızlık olmakla beraber gece altına kaçırmanın çocuğa ve aanne babaya sıkıntı vermesi, çocuğun  özgüvenini yok etmesi ve bunun dışında başka tutum ve duygulanım problemlerinin olabilmesi sebebiyle tedavi tavsiye edilmektedir. Gece işemesinin tedavisine başlama­dan önce çocuk doktorunca çocuğun muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya neden olabilecek diğer sebepler (idrar yolu enfeksiyonu, ürolojik problemler, şeker hastalığı, <a href="http://www.yenitedavi.com/epilepsi/"title="epilepsi, sara" >epilepsi</a> vs) araştırılmalıdır. Şayet idrar kaçırma fiziksel bir sebebe bağlanamıyorsa tedaviye uyku öncesi alınan sıvının azaltılması, uyku esnasında çocuğun uyandırılıp tuvalete götürülmesi, id­rar kaçırmadığı zamanlar için ödüllendirme ile işe başlanır. Yalnızca bu tavsiyelerle şikayetleri çok azalan, hatta tamamen gece işemesini bırakan çocuklar çok fazladır. Bunlara cevap alınamadığı takdirde ilaç tedavisine geçilir. Gece işemesi çocuk doktorlarınca da yapılabilir. Fakat hastalık tedaviye dirençliyse, birlikte davranış ve duygulanım problemleri bulunuyorsa, zorlu hayat olaylarından sonra başlayan ikincil gece işemesi mevcutsa  bir çocuk ruh sağlığı doktoruna başvurmak şarttır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/gece-isemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/uyku/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/uyku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 15:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=5881</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] Uyku, zihinsel ve fiziksel sağlık için beslenme ve egzersiz kadar önemli bir gereksinimdir. Bedeninizin, uyanık olduğunuz saatlerde verimli çalışabilmesini sağlamak için dinlenmesini ve yenilenmesini sağlar.
Yıldan yıla farklar olsa ve ileri yaşlarda uyku gereksiniminiz azalsa da, ortalama ola­rak yaşamınızın üçte birini uykuda geçirirsi­niz. Bir yaşındaki bir bebek 24 saatin yaklaşık 14&#8242;ünü uykuda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uyku, zihinsel ve fiziksel <a href="http://www.yenitedavi.com"title="sağlık, hastalık, estetik" >sağlık</a> için <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/beslenme/"title="beslenme" >beslenme</a> ve egzersiz kadar önemli bir gereksinimdir. Bedeninizin, uyanık olduğunuz saatlerde verimli çalışabilmesini sağlamak için dinlenmesini ve yenilenmesini sağlar.</strong></p>
<p>Yıldan yıla farklar olsa ve ileri yaşlarda uyku gereksiniminiz azalsa da, ortalama ola­rak yaşamınızın üçte birini uykuda geçirirsi­niz. Bir yaşındaki bir <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >bebek</a> 24 saatin yaklaşık 14&#8242;ünü uykuda geçirirken, çoğu yetişkin ge­cede yedi ya da sekiz saat uyur. Bazıları dört saatle idare ettiklerini söylerken, diğerleri 11 ya da 12 saate gereksinim duyarlar.</p>
<p>Ara sıra geçirilebilecek uykusuz bir gece­nin hiçbir sakıncası yoktur. Ancak, sürekli olarak uykudan yoksun kalmak, çalışmanızı, moralinizi ve fiziksel sağlığınızı etkileyebilir çünkü uyku olmadan bedeniniz kendini onar­ma olanağı bulamaz. Yalnızca üç gün uykusuz kalmak, aklınızın karışmasına, zihinsel sorun­lara hatta sanrı (halüsinasyon) görmenize bile neden olabilir.</p>
<p>(ECG) bağlı gönüllüler, elektrik etkinliği REM&#8217;İ gösterdiğinde uyandırılır ve rüya gördükleri doğrulanır. İnsanlar rüyayı görürken ya da rüyanın hemen ardından uyanmazlarsa rüyayı hatırlamazlar.<br />
Uyurken beyniniz, gün içinde yaşanan olay­ları inceleyerek ve bilgiyi işleyerek etkinliği­ni sürdürür. Uyku sırasında ayrıca zihinsel iyileşme de gerçekleşebilir; çünkü rüya gör­menin, varsa duygusal sorunlarınızı çözmenize yardım ettiği düşünülür.</p>
<p>Uyku laboratuarlarına giden gönüllüler üzerinde yapılan araştırmalar sonunda bilim adamları, uyku sırasında bedenimize ne oldu­ğunu artık biliyorlar. Normal bir uykunun iki bölümü olduğu belirlenmiştir: REM, (beyni­mizin en etkin olduğu ve rüya gördüğümüz hızlı göz hareketi uykusu) ve NREM (rüya görmediğimiz, göz hareketinin hızlı olmadığı uyku). Beyin dalgalarını ölçen elektroansefalografa</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/uyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Bozukluk</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/panik-bozukluk/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/panik-bozukluk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 14:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanmayis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=4267</guid>
		<description><![CDATA[panik bozukluk
Tekrarlayan panik ataklarla kendini gös­teren ve sıkıntı veren fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir anksiyete bozukluğu çeşi­didir.
Panik  Atak ve Panik Bozukluk
Ani başlayan ve ara sıra tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Bazıları bunu  &#8216;kriz&#8221; diye de adlandırabilmektedir. Panik atağı, ani başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>panik bozukluk</strong><br />
Tekrarlayan panik ataklarla kendini gös­teren ve sıkıntı veren fiziksel belirtilerin eşlik ettiği bir anksiyete bozukluğu çeşi­didir.</p>
<p><strong>Panik  Atak ve Panik Bozukluk</strong></p>
<p>Ani başlayan ve ara sıra tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Bazıları bunu  &#8216;kriz&#8221; diye de adlandırabilmektedir. Panik atağı, ani başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde, en yoğun seviyeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarak da l saat kadar devam  ettikten sonra kendiliğinden geçer.</p>
<p><strong>PANİK ATAĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong></p>
<p>&#8221;        Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma</p>
<p>&#8221;        Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması</p>
<p>&#8221;        Terleme</p>
<p>&#8221;        Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma</p>
<p>&#8221;        Soluğun kesilmesi</p>
<p>&#8221;        Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek ya da bayılacak gibi olma</p>
<p>&#8221;        Uyuşma ya da karıncalanma</p>
<p>&#8221;        Üşüme, ürperme ya da ateş basması</p>
<p>&#8221;        Bulantı ya da <a href="http://www.yenitedavi.com/karin-agrisi/"title="Karın Ağrısı" >karın ağrısı</a></p>
<p>&#8221;        Titreme ya da sarsılma</p>
<p>&#8221;         Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme</p>
<p>&#8221;        Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu</p>
<p>&#8221;        Ölüm korkusu</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU NEDİR?</strong></p>
<p>Tekrarlayan, beklenmedik Panik Atakları ve</p>
<p>o Ataklar arasındaki zamanlarda da   yeni  Panik Ataklarının da olacağı  ile ilgili  sürekli bir endişe duyma,</p>
<p>o Panik Ataklarının &#8216;kalp krizi geçirip ölme&#8217;, &#8216;kontrolünü yitirip çıldırma&#8217; ya da felç geçirme&#8217; gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli kaygı duyma ya da  doktor-doktor dolaşma, acil servislere kaldırılmalar,</p>
<p>o Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme,spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU NASIL OLUŞUR?</strong></p>
<p>Hiçbir neden yokken ve birdenbire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı ya da baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşmaca da baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır.</p>
<p>Kişi &#8216;kalp krizi&#8217; geçirdiğini ya da felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir &#8216;ölüm korkusu&#8217; ya da &#8216;felç olma korkusu&#8217; yaşar.</p>
<p>Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, baş dönmesi, düşüp bayılacakmış gibi olma,kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, &#8216;kontrolünü kaybetmeye&#8217; ya da &#8216;çıldırmaya başladığını düşünerek kendisine ya da çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da  acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, EKG, MRI, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın hastalığının ne olduğu  sorulduğunda ise doktorlar &#8216;hiçbir şeyi yok&#8217; ya da &#8220;stresten olmuş&#8217; derler, çoğu zaman sakinleştirici Diazem ampul bir  iğne yapılarak evine gönderilir.</p>
<p>Bir süre sonra Panik Ataktan tekrarlar. Hasta, her yeni  atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiç bir şey bulunamaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar.Bu durum uzadığında  hastalık hastalığı da panik bozukluğa eklenebilir. Yine bu durum hastayı genellikle bezdirir, hayattan zevk alamaz, en küçük bir aktiviteyi bile yapmaktan korkar hale getirdiğinde genellikle <a href="http://www.yenitedavi.com/depresyon/"title="depresyon" >depresyon</a> da bir gölge gibi panik atağa eşlik eder.  Bazen de psikiyatri dışı kekimler tarafından yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.</p>
<p>Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe &#8216;Beklenti Kaygısı &#8216; adı yerilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok artırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkulan pekişir.</p>
<p>Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkarlar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir sıkıntı ve kaygı duyarlar.</p>
<p>Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları &#8220;felaketler&#8221;e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar.</p>
<p>Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol/madde/ilaç kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzere de yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar.</p>
<p>Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem olarak evdeki bütün bıçaklan kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıktan, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin, eşinin/ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için; ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür.</p>
<p>Bu hastalan gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis  bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.</p>
<p><strong>HANGİ DURUMLARI PANİK BOZUKLUKTAN AYIRT ETMEK GEREKİR?</strong></p>
<p>Panik bozukluğu olanlar sıklıkla hastanelerin acil servislerine başvurmaktadırlar. Doktorlar bu kişilere fiziksel bir hastalığının olmadığını söylediği halde ikna olmazlar. Doktorun uygun gördüğü tetkiklerin yaptırılmasından sonra (örneğin: çeşitli kan tetkikleri, tiroid gibi hormon tetkikleri, kardiyolojik ve nörolojik tetkikler) kişinin herhangi bir fiziksel rahatsızlığı yoksa az önceki saydığımız belirtilere panik bozukluk diyebiliriz.</p>
<p>Ancak genel bir tıbbi hastalığın fizyolojik etkisiyle panik nöbetlere benzer nöbetler oluşmuşsa bunu Panik Bozukluktan ayırt etmek gerekir.</p>
<p>Örneğin:</p>
<p>&#8221;        Tiroid hormon fazlalığı (hipertroidi), kansızlık, demir eksikliği gibi çeşitli hormonal düzensizlik sonucunda panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.</p>
<p>&#8221;        Madde bağımlılarında panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.</p>
<p>&#8221;        Çeşitli kalp <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a>ı durumunda panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.</p>
<p>&#8221;        Epileptik bozukluktan kaynaklı panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.</p>
<p><strong>AGORAFOBİ NEDİR?</strong></p>
<p>Hastaların %60&#8242;ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına,  asansöre binemez, dar sokak ya da köprülerden geçemez, pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına Panik Atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına Agorafobi adı verilir.</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU NASIL BİR HASTALIKTIR?</strong></p>
<p>Panik Bozukluğu   toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık, 3-4&#8242;ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.</p>
<p><strong>PANİK BOZUKLUĞU NEDEN OLUŞUR?</strong></p>
<p>Panik Bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda  ortaya çıkan ve tamamen &#8216;doğal ve zararsız&#8217; olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da &#8216;kalp krizi geçiriyorum, öleceğim&#8217;, &#8216;çıldırıyorum&#8217;, &#8220;felç olacağım&#8221; şeklinde yanlış yorumlanması ile oluşur.</p>
<p><strong>PANiK BOZUKLUĞUN TEDAViSi MüMKüN MüDüR?</strong></p>
<p>Panik bozukluğu, tedavisi mümkün olan bir <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/psikoloji-ruh-sagligi/"title="psikoloji, ruh sağlığı" >psikoloji</a>k rahatsızlıktır. Rahatsızlığı olan kişinin öncelikle tedaviyi kabullenmesi ve rahatsızlığının psikolojik nedenlerden kaynaklandığına ikna olması gerekir. Bu özellikle terapiler için çok önemlidir. Panik bozukluğu olanlar için en uygun tedavi yöntemi; ilaç tedavisi ve psikoterapilerin birlikte yürütülmesidir.</p>
<p>Panik bozukluğu hastalarının sıklıkla ilaçla ilgili ( <a href="http://www.yenitedavi.com/bagimlilik/"title="" >bağımlılık</a>, ilacın zehirleyeceği veya dokunacağına dair)  korkuları  da tedavisinde kullanılan yeni kuşak antidepresan ilaçlar (SSRI) bağımlılık yapmazlar. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.</p>
<p>İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır. Bizim uyguladığımız daha çok ilaç tedavinse eşlik eden  hipnoz ile tedavidir.Çünkü ilaç tedavisine psikoterapi eşlik etmediğinde kişi bu   belirtilerle baş etmesini öğretilmenmedikleri takdirde panik bozukluğun tekrarlamalarına ve kronikleşmelerine sık rastlamaktayız. Hipnoz altında alıştırma, duyarsızlaştırma (desensitizasyon), üstüne gitme  (exposure) çok rahat yapılabilmekte, kongnitif hipnoterapi ile de hastanın yanlış inanışları düzeltilebilmekte, yine travmatik yaşam olayları da yine çok konforlu bir biçimde hipnoterapi ile çözümlenebilmektedir.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre, panik bozukluğun tedavisi için psikoterapilerin birlikte kullanıldığı ilaçlı tedaviler, psikoterapilerin kullanılmadığı ilaçlı tedavilere göre daha çok başarı sağlamaktadır.</p>
<p>Kısaca panik bozukluğu, bir kalp hastalığı değildir.</p>
<p>Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir tıbbi bilgi yoktur. Bu nedenle panik nöbeti sırasında; bunun ölümcül olmadığını, delirmeye yol açmayacağını hissettiğiniz sıkıntının sonunda geçeceğini düşünmelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/panik-bozukluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Narsizm</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/narsizm/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/narsizm/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 14:22:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanmayis</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=3934</guid>
		<description><![CDATA[narsizm
Kendine aşırı aşk. Narsist kişilik hastalı­ğı kendi önemliliğini abartma duygusu, değişmeyen ilgi veya övülme gereksini­mi, eleştiriyi veya başarısızlığı kaldıramama ve diğer bireylerle zayıf ilişkiler ola­rak betimlenir. Narsistik kişiliği olan biri kendilerinin eşsiz, özel ve diğerlerinin üstünde olduklarına inanırlar. Ek olarak diğerlerinin mutluluğu veya sorunlarıyla ilgilenme eksiklikleri olabilir.
Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine duyduğu cinsi arzu, kabaca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>narsizm</strong><br />
Kendine aşırı aşk. Narsist kişilik hastalı­ğı kendi önemliliğini abartma duygusu, değişmeyen ilgi veya övülme gereksini­mi, eleştiriyi veya başarısızlığı kaldıramama ve diğer bireylerle zayıf ilişkiler ola­rak betimlenir. Narsistik kişiliği olan biri kendilerinin eşsiz, özel ve diğerlerinin üstünde olduklarına inanırlar. Ek olarak diğerlerinin mutluluğu veya sorunlarıyla ilgilenme eksiklikleri olabilir.</p>
<p>Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine duyduğu cinsi arzu, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Farklı tanımları ve kullanımları mevcuttur.</p>
<p>Sigmund Freud Narsizmi ‘Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi’ şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur.AYRICA</p>
<p><a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >Bebek</a> dış dünya ile ilişki kuramadığı erken bebeklik döneminde gerçek bir narsizm durumu içindedir. Libido dış dünyaya yönlendirilmemiştir. Bebeğin nesneleri &#8216;ben olmayan nesneler&#8217; olarak algılaması aylar alır. &#8216;ben&#8217; ve &#8216;ben olmayan&#8217; arasında bir ayrım yapamaz. Dış dünyaya ilgi duymuyordur ve dış dünyada bile değildir. Bebek için tek gerçek kendisidir. Acıkması, susaması, üşümesi bebek için tek gerçekliktir. Bu durumu &#8216;birincil narsisizm&#8217; olarak tanımlanır.</p>
<p>Bebek büyüdükçe dış dünya ile ilişkileri artar ve dış dünya kurallarını öğrenir. Giderek libidosunu nesnelere yönlendirir; nesne sevgisi ve giderek nesnel düşünce ağırlık kazanır. İnsan her ne kadar libidosuna nesne bulabilse de mutlaka görece olarak bir ölçüde narsist kalır. Bu durumu &#8216;ikincil narsisizm&#8217; olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Narsisizm insan için yaşamını sürdürebilmesi açısından bir ölçüde gereklidir. Bazı durumlarda; kişinin narsisizmi toplum için, hatta kendi akıl sağlığı için makul oranlarda değilse; kişi akıl <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a>ıyla karşılaşabilir. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Birincil narsisizmde bebek dış dünyanın ayrımına varmamışken; ikincil narsisizmde dış dünya gerçekliğini yitirmiştir.</p>
<p>Narsizmin çok özel bir türü de; Roma sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar, sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya &#8216;ben&#8217; olmadığı için, narsist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.</p>
<p>Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile haketmiş sayarak en onde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarini anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bagdaşmayan, başkalarinin zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadiklarinda öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker hatta ağır psikotik tablolara girerler .</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/narsizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıskançlık</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/kiskanclik-marazi/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/kiskanclik-marazi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 20:17:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=2960</guid>
		<description><![CDATA[kıskançlık marazı
Eşinin cinsel olarak kendisine sadık ol­mayabileceği konusunda bir kişinin ka­pıldığı takıntılı düşünce. Çoğunlukla er­kek olan böyle bir kişi, eşinin başkasıyla ilişki yaşadığına inanır. Marazi kıskançlı­ğa çoğunlukla bir kişilik bozukluğu, dep­resyon ya da paranoya neden olur ama al­kol bağımlılığı ya da organik beyin sendromu (bkz. beyin sendromu, organik) da bu durumun kaynağı olabilir.
 Kıskançlık bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>kıskançlık marazı</strong><br />
Eşinin cinsel olarak kendisine sadık ol­mayabileceği konusunda bir kişinin ka­pıldığı takıntılı düşünce. Çoğunlukla er­kek olan böyle bir kişi, eşinin başkasıyla ilişki yaşadığına inanır. Marazi kıskançlı­ğa çoğunlukla bir kişilik bozukluğu, dep­resyon ya da paranoya neden olur ama al­kol bağımlılığı ya da organik beyin sendromu (bkz. beyin sendromu, organik) da bu durumun kaynağı olabilir.</p>
<p> Kıskançlık bir çok insanın yaşamını etkileyen rahatsız edici duygulardan birisidir. Kıskançlık, yitirilmek istenmeyen bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla yaşanan karmaşık bir ruhsal yaşantıdır. Kıskançlıkla birlikte çoğu zaman öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır. Bu duygulara değersizlik ve özgüvensizlik ile ilgili düşünceler eşlik eder.</p>
<p>Kıskançlık hem sahip olduğunu yitirebileceği (başkalarına kaptıracağı), hem de başkalarının sahip olduğuna kendisinin de sahip olması gerektiği düşünüldüğünde hissedilebilen bir duygudur. Bazen günlük yaşamın bir cilvesi olarak gelip geçici biçimde, bazen de yaşamı alt üst edecek biçimde; bazen yersiz yere ortada hiçbir neden yokken bazen de gerçek bir tehdit ya da yitim söz konusu olduğunda yaşanır. Kıskançlık yaşayan  kişiler kıskançlıkların yersiz olup olmadığı araştırmalı ve kendi kendilerine sorgulamalıdırlar. Kıskançlık çoğu zaman kıskanan kişinin iç dünyasından kaynaklanan nedenlerle abartılı ve çarpıtılmış algılardan ve yorumlamalardan kaynaklanmaktadır.    </p>
<p>Kıskanmak kuşkusuz insanoğlunun doğasında olan bir duygudur. Fakat günlük yaşamda kıskançlık yaşayan kişilerin pek çoğunun yaşadıkları bu duygu ile baş edemedikleri; kıskandıkları kişi ile ilişkilerinin bozulduğu ve ilişkilerinin eski güzelliğini yitirdiği görülür. Başka bir deyişle tam da korkulan gerçekleşir.</p>
<p>Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ilki ilişkiyi korumak ve sürdürmektir. Bu noktada yapıcı yaklaşım zorlayıcı olmayan ve kendi haklarından tümüyle özveride bulunmadan daha fazla yaşantıyı paylaşmaya çalışmaktır. Fakat kıskançlık yaşayan bir çok kişi ilişkiyi korumak ve geliştirmek için yapıcı çaba harcamak yerine gizli gizli öç alarak, küserek, ilişkiyi keserek ya da tehdit ederek, zor kullanarak ve kaba kuvvete başvurarak amacına ulaşmaya çalışmaktadırlar.</p>
<p>Kıskançlık yaşayan kişilerin özellikle başarmak zorunda oldukları konulardan ikincisi özgüvenlerini ve özsaygılarını korumaktır. Kıskançlık yaşayan kişiler yaşandığını düşündükleri rekabette yarışı kaybedeceklerini düşünerek kendilerini değersiz, önemsenmeyen, sayılmayan ve sevilmeyen bir insan gibi hissederler.</p>
<p>Kimlerin daha kıskanç olduğu eskiden beri ilgi çeken bir konudur. Genel olarak bakıldığında kendisini yetersiz ve değersiz gören ya da değerlilik duyguları dış etkilerden çok kolay etkilenen kişilerin daha kıskanç oldukları görülmektedir.</p>
<p>Kadın ve erkeklerin yaşadıkları kıskançlık duyguları ile baş etme yöntemleri büyük farklılık bulunmaktadır. Kadınlar görece daha yapıcı bir yaklaşım göstermekle birlikte genel olarak kendi hak ve isteklerinden vazgeçen ve alttan alan bir yaklaşım göstermektedirler. Erkekler ise genellikle tehdit ederek ya da kaba kuvvet kullanarak sonuç elde etmeye çalışmaktadırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/kiskanclik-marazi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşağılık Kompleksi</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/asagilik-kompleksi/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/asagilik-kompleksi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 11:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=2748</guid>
		<description><![CDATA[aşağılık kompleksi
Geçmişte tekrarlanmış acılar veya başa­rısızlıklar nedeniyle ortaya çıkan nevrotik ruh halidir. Aşağılık kompleksi, de­ğerli biri olarak tanınmakla ilgili pozi­tif bir istekle, engellenme ve başarısız­lık korkusunun arasında kalan çelişkiden kaynaklanır.
Değersizlik hissinin yerini doldurmak amacıyla yapılan girişimler, saldırganlık ve şiddet veya aktivitelerde aşırı yeral-ma isteği biçimini alır. (Ayrıca bkz: üs­tünlük kompleksi)
Psikolojinin ve psikanalizin dallarında aşağılık kompleksi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>aşağılık kompleksi</strong><br />
Geçmişte tekrarlanmış acılar veya başa­rısızlıklar nedeniyle ortaya çıkan nevrotik ruh halidir. Aşağılık kompleksi, de­ğerli biri olarak tanınmakla ilgili pozi­tif bir istekle, engellenme ve başarısız­lık korkusunun arasında kalan çelişkiden kaynaklanır.<br />
Değersizlik hissinin yerini doldurmak amacıyla yapılan girişimler, saldırganlık ve şiddet veya aktivitelerde aşırı yeral-ma isteği biçimini alır. (Ayrıca bkz: üs­tünlük kompleksi)</p>
<p><a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/psikoloji-ruh-sagligi/"title="psikoloji, ruh sağlığı" >Psikoloji</a>nin ve psikanalizin dallarında aşağılık kompleksi, birinin bazı yönlerde kendini diğerlerinden aşağı hissetmesidir. Sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi, kişileri eziyet içine sürükler, şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır. İlk çalışmalara, teorisini göstermek için Napolyon komplekslerini kullanan Alfred Adler öncülük etmiştir.Adler, bütün gelişme dönemi süresince çocuğun ebeveyni ve genel dünyayla ilgili bir yetersizlik duygusu hissettiği kavramını geliştirmiştir.</p>
<p>Hastanın kompensasyon için gösterdiği psikolojik veya fizik çabaların sonuçsuz kalmasıyla psikonevrozlar gelişir; hasta başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu semptomlarını kullanır. Çok kere <a href="http://www.yenitedavi.com/depresyon/"title="depresyon" >depresyon</a>la birlikte beliren aşağılık duygularına emeklilikte ve yaşlılıkta sık rastlanır. Bu vakalarda, hasta kendisine saygısını önemli derecede kaybetmiştir. Kişi toplumsal bakımdan düştüğünü, önemsiz kaldığını hisseder ve böylece paranoid reaksiyon tipleri gelişebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/asagilik-kompleksi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon</title>
		<link>http://www.yenitedavi.com/depresyon/</link>
		<comments>http://www.yenitedavi.com/depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 20:06:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenitedavi.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon, yoksulluk, boşanma gibi nedenlerle sürekli olarak hissedilen mutsuzluk duygusu ile karakterize bir hastalıktır. Çocuklar da yetişkinler gibi depresyona girebi­lir. Hormonlardaki değişiklikler, stres düzeyinin yükselmesi depresyona neden olabi­lir. Yüksek ateş, bas ağrısı, boğaz enfeksiyonu ve lenf bezlerinin şişmesiyle karakteri­ze olan öpüşme hastalığı gibi viral hastalıklar da depresyona neden olabilir.
Çocuğunuz depresyona girdiğinde, bu durumu önemsemelisiniz çünkü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenitedavi.com/depresyon/"title="depresyon" >Depresyon</a>, yoksulluk, boşanma gibi nedenlerle sürekli olarak hissedilen mutsuzluk duygusu ile karakterize bir hastalıktır. Çocuklar da yetişkinler gibi depresyona girebi­lir. Hormonlardaki değişiklikler, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/stres/">stres</a> düzeyinin yükselmesi depresyona neden olabi­lir. Yüksek ateş, bas ağrısı, boğaz enfeksiyonu ve lenf bezlerinin şişmesiyle karakteri­ze olan öpüşme hastalığı gibi viral <a href="http://www.yenitedavi.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a> da depresyona neden olabilir.</p>
<p>Çocuğunuz depresyona girdiğinde, bu durumu önemsemelisiniz çünkü dep­resyon da bir çeşit hastalıktır ve tüm hastalıklar gibi tedavi gerektirebilir. Sabırlı ol­manız ve çocuğunuza öz güven duygusu kazandırmanız oldukça önemlidir. Çocu­ğunuzun kendisi hakkında olumlu duygular beslemesini sağlamalısınız.<br />
Konsantrasyon <a href="http://www.yenitedavi.com/dusuk-induklenen/"title="düşük yapmak" >düşük</a>lüğü, gerginlik, öz güven kaybı, uykusuzluk, sabahları erken kalkma, iştah kaybı, boşlukta ve umutsuzluk içinde yaşama hissi depresyo­nun en bilindik belirtilerindendir.</p>
<p><strong>Depresyon için önerilen modern tıp tedavileri</strong></p>
<p>Antidepresan hap kullanımı uygun görülebilir. Danışmanlık ve psikoterapi hiz­metleri verilebilir.</p>
<p><strong>Doğal <a href="http://www.yenitedavi.com"title="sağlık, hastalık, estetik" >sağlık</a> tedavileri</strong></p>
<p>•     Homeopati tedavileri uzun vadeli olarak uygulanmalıdır. Depresyonun sebe­bi tespit edilmelidir.<br />
•    Homeopati alanında altın anlamına gelen &#8220;aurum&#8221; maddesinin kullanımı kendisini değersiz hisseden ve kendisinden iğrenen çocuklar için uygun­dur. Tıpkı diğer homeopati uygulamalarında olduğu gibi, bu maddenin na­sıl kullanılacağını, herhangi bir yan etkisi olup olmayacağım doktorunuza danışın.<br />
•    Küçük olaylar karşısında bile her an ağlamaya hazır olan çocuklar için rüz­gârgülü <a href="http://www.yenitedavi.com/bit/"title="" >bit</a>kisi kullanılabilir.<br />
•    Çok fazla üşüyen, çok yorulan ve temizliği takıntı haline getirmiş olan ço­cuklar için bir çeşit homeopati maddesi olan &#8220;arsenik&#8221; uygun görülebilir.<br />
•    İgnat fasulyesi yoksulluk, arkadaş ilişkilerinde yaşanan sorunlar ve sınavlar gibi dış etkenlerden dolayı yaşanan depresyon vakaları için tavsiye edil­mekte olan bir bitkidir.<br />
•     Çiçek esansları oldukça etkilidir:<br />
•    Kasık otu, duygularını ve iç gerilimini dışarıya yansıtmaktan kaçınan ço­cuklar için kullanılabilir.<br />
•    Büyük umutsuzluklara kapılan çocuklar için katırtırnağı bitkisi kullanılabilir.<br />
•    Centiyan ya da eşek turpu adı ile bilinen bitki hafif depresyonlar ve umut­suzluk için kullanılabilir.<br />
•    Hardal otu keyfin kaçtığı anlarda çocuğunuzun içini kaplayan kasvet için kullanılabilir.<br />
•    Tatlı kestane sinirlenen ve sabır taşıran çocuklar için kullanılabilir.<br />
•     Itı çiçeği, melisa, lavanta, gül, papatya ve ylang ylang adı verilen bitkiler anti-depresan özelliğe sahiptir. Bu bitkilerin yağını banyoda, buharlaştıncı bir tüp kullanarak ya da masajda kullanabilirsiniz.<br />
•    Balsam, hodam (bodage), limon yaprağı, yulaf, biberiye ve mine bitkileri sinirleri teskin eder, antidepresan özellik taşır. Bu bitkileri bitki çayı olarak kullanabilirsiniz. Banyo suyunuza ekleyebilirsiniz. Pelte haline getirebilir­siniz. Sarı kantaron da oldukça etkilidir. Her zaman olduğu gibi, depresyon durumunda da, sözünü ettiğimiz şifalı bitki ve otları nasıl kullanacağınız konusunda sertifikası Sağlık Bakanlığı&#8217;nca onaylanmış bir bitkibilimciden bilgi almanız gerekmektedir. Ginko biloba depresyon tedavisinde de kulla­nılmaktadır. Ginko biloba tabletlerini her gün kullanabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenitedavi.com/depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

