You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - T // Tersier Peritonitler

Tersier Peritonitler

Tersier Peritonitler: Tersier ya da nozokomiyal peritonitler klasik peritonit belirtilerinin yanında sepsis klinik bulgularının da ol¬ması durumudur ve genellikle sekonder bakteriyel peritonitlerin teda¬visinin ardından gelişir. Tersier peritonite neden olan etkenler genel¬likle daha düşük virülansa sahip, fırsatçı mikroorganizmalardır. Bun¬lar, Candida türleri, enterokoklar, koagülaz negatif stafilokoklar ve P. aeruginosa olabilir. Bu nedenle tertier peritonitlerin etkin tedavisi, kültür sonuçlarına göre saptanan mikroorganizmaya yönelik olarak düzenlenmelidir.

Periton diyalizi ile ilişkili peritonitler: İlk kez 1970lerin sonlarında uygulanmaya başlanan sürekli ayaktan periton diyalizi (CAPD), o tarihten beri peritonit gelişimi için yeni bir predispozan faktör olmuştur. Günümüzde periton diyalizi ile ilişkili peritonit insi-dansı 1.3-1.4 atak/CAPD hastası kadardır. Hastalık genellikle monomikrobiyaldir ve çoğu kez hastanın kendi deri florasına ait mikroorganizmalar etken olarak soyutlanırlar. Olgu¬ların büyük kısmında (% 60-80) gram pozitif bakteriler {Staphylococ-cus epidermidis, S. aureus, streptokoklar, difteroid basiller) etkendir. E. coli, Klebsiella, Enterobacter, Proteus ve Pseudomonas türleri gibi gram negatif bakteriler hastaların % 15-30’unda saptanmaktadır. Diyalize bağlı peritonitlerde etken mikroorganizmalar değişik yol¬larla peritona ulaşabilirler. En sık görülen yol kateterin deri florası ile kontaminasyonudur. Ayrıca kateter çıkış yeri ve tünel enfeksiyonu, geçici bakteriyemiler, torba değişimi sırasında diyalizatın kontaminas-yonu da enfeksiyon nedeni olabilir. Hipertonik solüsyonlar nedeniyle, enterik bakteriler barsak duvarından periton boşluğuna girebilir. Poli-mikrobiyal enfeksiyonlar ise kateter yerleştirme işleminin bir kompli-kasyonu olarak barsak perforasyonu ile ilişkilidir. Mkroorganizmalar peritona ulaştıktan sonra, diyaliz sıvısının düşük pH’ı ve yüksek ozmo-laritesinin nötrofil fonksiyonlarını ve antibiyotiklerin etkisini azaltması da enfeksiyonu kolaylaştırır. Koagülaz negatif stafilokoklann polimer yüzeylerde üreyebilmeleri ve oluşturdukları slime tabakası veya biyo-filmler içinde konak savunmasından kaçabilmeleri de virülans ile iliş¬kili önemli bir faktördür.

Tanı amacıyla öncelikle sürekli ayaktan periton diyalizi yapılan bir hastada karın ağrısı ve duyarlılık, bulantı, kusma, ateş ve diyare geliş¬mesi peritoniti düşündürmelidir. Periton sıvısının bulanık ve lökosit sa¬yısının 100/mm3’den fazla olması, hücrelerin yarısından fazlasının polimorf nüveli lökosit olması, diyaliz sıvısından hazırlanan Gram ile boyalı preparatlarda etkenin görülmesi ve kültürde üretilmesi ile tanı konulur. Nadiren etken mikroorganizmayı kan kültürlerinden de üret¬mek mümkün olabilmektedir. Sistemik ya da intraperitoneal yolla antibiyotik uygulanması başlı¬ca tedavi yöntemidir. En sık karşılaşılan etkenlere yönelik olarak üçün¬cü kuşak sefalosporinler ve glikopeptidler ilk tercih edilecek antibiyo¬tiklerdir. Olay periton ile sınırlı olduğundan antibiyotiklerin intraperitoneal yolla uygulanması da seçenekler arasındadır. Tedavi süresi 10 gün-3 hafta kadardır. S. aureus, P. aeruginosa ve mantarlara bağlı peritonitlerin daha yavaş gerilediği ve tekrarlayıcı olduğu unutulma¬malıdır. Çıkış yeri ya da tünel enfeksiyonu varlığında, P aeruginosa ve mantarlara bağlı peritonitlerde, tekrarlayan peritonit ataklarında ve kateterin çalışmaması durumunda diyaliz kateteri çıkarılmalıdır.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .