You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - U // Üriner Sistem Enfeksiyonları Klinik Belirti ve Bulgular

Üriner Sistem Enfeksiyonları Klinik Belirti ve Bulgular

Erken çocukluk döneminde üriner sistem enfeksiyon semptomları genellikle özgül değildir. Ateş, beslenme güçlüğü, kusma ve huzursuz¬luk sık rastlanılan belirtiler arasındadır. Bu nedenle özellikle çocuklar¬da ateşin ayırıcı tanısında üriner sistem enfeksiyonları akla getirilme¬lidir. Erken çocukluk döneminden sonra dizüri, sık idrara çıkma gibi klasik yakınmalar daha sıklıkla gözlenmektedir. Erişkin kadınlarda sis¬tit oluşumu ile sık ve az miktarda idrar yapma, alt kadranda hassasi¬yet ve bel ağrısı gelişmektedir, idrar bulanık olabilmekte ve olguların üçte birinde hematüri görülebilmektedir. Semptomların başlaması ge¬nellikle ani olup, çoğu hastada antimikrobiyal tedaviye hızlı yanıt alı¬nabilmekte veya tedavisiz düzelebilmektedir. Yaşlılarda da çocuklarda-kine benzer olarak üriner sistem enfeksiyonlarında özgül olmayan be¬lirti ve bulgular görülmektedir. Ek olarak, bu yaş grubunda üriner sis-tem enfeksiyonu belirtilerinin başka bir hastalığa bağlanabilecek ne¬denleri de olabilmektedir. Alt kadran ağrısı, sıkışma hissi, sık idrara çıkma gibi yakınmalar oluştuğunda ise bu yaş grubunda idrar kültürü ve bakısı yapılmalıdır. Nörojenik mesane ve idrar kateteri birlikteliğin¬de üriner sistem enfeksiyonu gelişirse, daha az sayıda belirti ortaya çıkmakta ve piyelonefrit ve septisemi daha sıklıkla oluşmaktadır.

a. Kadınlarda akut nonkomplike sistit: En sık karşılaşılan üriner sistem enfeksiyonudur ve genellikle genç kadınlarda görülür. Başlıca belirtileri dizüri, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, sıkışma hissi ve suprapubik ağrıdır. Sistitli hastaların % 10’unda suprapu-bik duyarlılık, % 30’unda hematüri görülmektedir. Ateş genellikle yüksek değildir. Akut sistitin ayırıcı tanısında ise vaginit ve üretral enfeksiyonlar gibi diğer dizüri nedenleri akla getirilmelidir. Akut nonkomplike sistitin karakteristik semptomları bulunan olguların % 10-35’inde tanımlanamamış üst üriner sistem enfeksiyonu varlığıda gösterilmiştir. Belirtileri en azından yedi gün devam eden, yakın dönemde geçirilmiş üriner sistem enfeksiyonu öyküsü olan ve dü¬şük sosyoekonomik gruba dahil kadınlarda üst üriner sistem enfek¬siyonu riski yüksektir. Bu nedenle özellikle bu gruba dahil hasta grubunda üst üriner sistem enfeksiyonunun da araştırılması gerek¬lidir.

b. Kadınlarda akut nonkomplike piyeloncfrit: Piyelonefrit, böbrek parankiminin enfeksiyonudur. Klasik belirtileri lokalize bel veya karın ağrısı, ateş, titreme, terleme, bulantı, kusma, halsizlik ve kostovertebral açı hassasiyetidir. Birlikte veya öncesinde sistit bulguları bulunabilmektedir. Ateş ve bel ağrısı akut renal enfeksiyonun özgül bulguları arasında yer almaktadır. Lökositoz, sedimentasyon yüksekliği ve CRP pozitifliği saptanması ile sistitten ayırt edilebilir. Akut nonkomplike piyelonefrit hafif seyirli olabileceği gibi gram negatif bakterilere bağlı sepsis bulguları ile kendisini gösterebilir. Ender olarak akut piyelonefrite bağlı nekrotizan intrarenal ve perinefritik abse veya gram negatif bakteriyel sepsis gibi komplikasyonlar görülebilir.

c. Komplike üriner sistem enfeksiyonları: Kadınlarda komplike enfeksiyonlar özellikle puberte öncesi ve menapoz sonrası dönemde gözlenmektedir. Erkeklerde ise tüm üriner sistem enfeksiyonları aksi kanıtlanana kadar komplike olarak kabul edilmektedir. Komplike üriner sistem enfeksiyonlarına eşlik eden klinik bulgular sıklıkla atipik ve özgül olmayan bulgulardır. Altta yatan konak faktörleri bulunduğu durumlarda antimikrobiyal direnç ve enfeksiyonun ağır se¬yirli komplikasyonları daha sık oluşmakta ve tedaviye alınan yanıt da¬ha az olmaktadır.

Tablo 4. Komplike üriner sistem enfeksiyonu kriterleri.
1. Erkek cinsiyet
2. Yaşlılık
3. Acil servise başvuruyu gerektirecek bir klinik tablo
4. Hastane kökenli enfeksiyon
5. Gebelik
6. Üriner kateter uygulaması
7. Üriner sisteme uygulanmış bir girişim
8. idrar yollarında anatomik veya fonksiyonel anomali
9. Yakın dönemde antibiyotik kullanımı

10. Yedi günden uzun süren belirtiler
11. Diabetes mellitus
12. Immünsupresyon
d. Asemptomatik bakteriüri: Üriner sisteme ait yakınmaları olmayan hastada, en az 24 saat aralarla yapılan iki idrar kültüründe aynı mikroorganizmanın üretilmesi (>105 koloni/ml) “asemptomatik bakteriüri” olarak adlandırılmaktadır.

e. Yineleyen üriner sistem enfeksiyonları: Yineleyen üriner sistem enfeksiyonları antimikrobiyal tedavinin sonlandırılmasından sonraki iki hafta içinde ve aynı bakteriye bağlı olarak oluşursa “rölaps (nüks)”, ilk altı ay içerisinde ve yeni bir bakteri ile ortaya çıkarsa “reenfeksiyon” olarak adlandırılır. Akut sistitli kadınların yaklaşık % 20’siyineleyen sistit atakları geçirmektedir. Bu olguların küçük bir bölümünde yılda üç veya daha fazla olmak üzere yineleyen üriner sistem enfeksiyonları oluşmakta ve profilaksi gerektirmektedir. Bu olgular iki gruba ayrılabilir. Birinci grupta üriner sistemde yapısal ve fonksiyonel anomalileri bulunanlar yer almaktadır. Çoğunluğu oluşturan ikinci grupta ise normal intravenöz piyelografi sonuçları elde edilir. Enfeksiyonlar genellikle alt üriner sisteme lokalize ve tekrarlayan reenfeksiyonlar şeklindedir. Bu kadınların bir kısmında enfeksiyon gelişimi cinsel ilişki ve diyafram kullanımı ile ilişkilidir ancak çoğunluğunda predispozan bir neden bulunmamaktadır.

f. Özel gruplarda üriner sistem enfeksiyonları: Geriatri: Yaşın ilerlemesi ile birlikte, gelişebilecek prostat hipertrofisi gibi ürolojik bozukluklar nedeni ile hastalara kateterizasyon yapılma olasılığı da
artmaktadır. Aynı zamanda yaşlı kişilerde Diabetes mellitus, arterioskleroz, senil kaşeksi, dehidratasyon veya senil demans gibi eşlik eden başka hastalıklar nedeniyle enfeksiyonlara yatkınlık ortaya çıkmakta¬dır. Bu nedenle okul çağındaki çocuklarda % 0,03 olan bakteriüri in-sidansı 70 yaşın üstündeki erkeklerde % 20’ye ulaşmaktadır. Kadın¬larda ise bakteriüri insidansı her 10 yılda bir yaklaşık % 1 artmakta, bu artış özellikle 70 yaşından sonra daha da hızlanmaktadır. Yaşlılar-daki üriner sistem enfeksiyonları genellikle asemptomatiktir veya baş dönmesi ya da konfüzyon gibi nonspesifik semptomlarla seyreder. Bu grup hastalarda ortaya çıkan asemptomatik ve komplike olmayan üri¬ner sistem enfeksiyonları için genellikle tedavi gerekmez. Semptoma-tik ve komplike olmayan enfeksiyonlar için ise üç günlük kısa süreli tedavi yeterlidir. Hastada piyelonefrit bulgularının varlığı, ürosepsis riski nedeni ile acil antibiyotik tedavisi endikasyonudur. Bu nedenle yaşlı hastalarda ortaya çıkan üriner sistem enfeksiyonlarında entero-koklann sık etken olduğu akılda tutulmalıdır.
Jinekoloji: Gebelik sırasında üriner sistem enfeksiyonları sık görülür ve bu enfeksiyonlar amniyoit, preeklempsi, maternal anemi, erken do¬ğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek gibi komplikasyonlara neden ola¬bilir. Ancak ante ve postpartum dönemdeki gebelerin sadece % 7’sinde enfeksiyon semptomatik olarak seyretmektedir. Bu nedenle doğum ön¬cesi dönemde mutlaka rutin idrar kültürleri ile tüm gebelerin araştırılma¬sı önerilmektedir. Puerparal dönemde ise kateterizasyon veya miksiyon ile alınan orta akım idrar örneklerinin sekresyonlar ile kontamine olma riski çok yüksek olduğu için, bu dönemde örnek alımı amacıyla supra-pubik aspirasyon da düşünülmelidir. Bu grup içinde vaginal cerrahi giri¬şimler uygulanan, sezeryan yapılan veya kateterize edilen hastalarda da üriner sistem enfeksiyonları insidansı oldukça yüksektir. Gebeliği sırasın¬da üreterosistostomi yapılmasa da, sisto-üretal-renal reflüsü olan kadın¬larda da piyelonefrit gelişme olasılığı artmaktadır.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .