You are here: Home // Sağlık Sözlüğü - V // Vücut Isısının Düzenlenmesi ve Ölçümü

Vücut Isısının Düzenlenmesi ve Ölçümü

Vücut Isısının Düzenlenmesi

Vücudun birçok biyolojik fonksiyonunda olduğu gibi, vücut ısısında da bir sirkadiyen ritm söz konusudur. Vücut ısısı normalde sabah 04:00-06:00 arasında en düşük, akşam da 16:00-18:00’de en yüksek düzeylerdedir ve günlük ısı oynamaları 36.1-37.4°C arasında l°C’den daha düşük olmaktadır. Bu diürnal ritm ateşli hastalıkların seyrinde de devam eder. Bu nedenle bir kişinin ateşli olup olmadığına karar vermeden önce en az 24 saat izlenmesi önerilir. Bunun yanı sıra günlük ısı düzeyinin kadınlarda erkeklerden biraz daha yüksek olduğu dikkate alınmalıdır. Egzersiz, ovülasyon gibi bazı fizyolojik durumlarda da vücut ısısı normalin üzerinde olmakta, bu da yanlışlıkla ateş olarak değerlendirilebilmektedir.

Vücut ısısı günlük sirkadiyen ritm sınırları içerisinde ısı artıran ve ısı kaybettiren bazı homeostatik mekanizmalarla dengede tutulmaya çalışılır. Tüm metabolik olaylar sırasında ısı üretilir. Dinlenme sırasında karaciğer ve kalpteki, egzersiz sırasında ise çizgili kaslardaki metabolik aktivite ısı üretiminden sorumludur. Isı kaybı vücut yüzeyinden olmakta, bunun % 90’ı deriden, % 10’u ise akciğerlerden gerçekleşmektedir.

Yapılan çalışmalar ısı düzenleyen merkezin tek bir nöral bölge yerine, hipotalamustan beyin sapı ve spinal korda kadar uzanan geniş bir anatomik yapının sorumlu olduğu gösterilmiştir. Ancak esas rol oynayan merkez hipotalamusun ön (preoptik) bölgesidir. Bu bölge kan beyin engeli işlevinin en aza indirildiği zengin ve ileri derecede geçirgen damar ağıyla döşenmiştir ve bu ağ Organum Vasculosum Laminae Terminalis (OVLT) adıyla bilinir. Preoptik anterior hipotalamusdaki nöronlara biri sıcaklık ve soğuk için reseptör işlevi gören periferik sinirlerden, diğeri de bölgeyi yıkayan kanın ısısı olmak üzere iki ayrı tip sinyal gelmektedir. Hipotalamus, periferik ve merkezi ısıyı karşılaştırıp, vücut ve çevre ısısına en uygun termoregülatuar yanıtı oluşturmak üzere, ısı artırıcı (titreme-kasılma, vazokonstrüksiyon) veya ısı kaybettirici (terleme, vazodilatasyon) mekanizmaları devreye sokar. Örneğin, iç organlara kan perfüzyonunun artması sonucu merkezdeki ısı ayarı yükselmekte, buna yanıt olarak hipotalamus otonom sinir sistemini uyararak vazodilatasyon ve terleme mekanizmalarını devreye sokmaktadır.

Vücut Isısının Ölçümü

Vücut ısısı değişik bölgelerden ölçülebilir. Hipotalamusta düzenlenmiş ısı pratik açıdan aort kanı ısısı ile aynıdır. Klinik olarak kulak zarı ve özefagus ısıları aort kanı ısısına en yakın olanlardır. İnfrared termometreler özellikle modern yoğun bakım ünitelerinde timpanik membrandan ısı ölçümü için kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra periferik olarak koltuk altı, dil altı ve rektal bölgeden ısı ölçülmektedir. Rektal ateş ölçümüne çoğunlukla iletişim kurulamayan küçük çocuklarda ve bilinci kapalı erişkinlerde başvurulur. Ayrıca sekonder peritonite bağlı akut karın tablosu ile başvuran hastalarda da, koltuk veya dilaltı ile rektal ateşe birlikte bakılmaktadır. Koltuk altı ile rektal ateş arasındaki farkın l°C’den fazla olması peritoneal inflamasyonun varlığını düşündürür. Dil altından ısı ölçümünde hasta ile iletişim kurulabilmesi önemlidir. Daha az güvenilir olmakla birlikte, uygulama kolaylığı nedeniyle genellikle koltuk altından ısı ölçülmektedir. Normal ısı değerlerinin üst sınırları ölçülen bölgeye göre değişmektedir. Normalde vücut ısısı koltuk altında 37.3°C’nin, ağız içinde 37.8°C’nin ve rektumda 38.3°C’nin altındadır. Sırasıyla koltuk altı, dil altı ve rektal değerler arasında 0.5°C fark vardır. Ateş ölçülürken civalı cam termometrenin en az üç dakika bekletilmesi yeterlidir.

Önceki
Sonraki
burun-estetigi

Leave a Reply

Güvenlik sorusu:

Copyright © 2009 sağlık. > .....
Designed by sağlık. Powered by .